MENÜ
Erzurum 27°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Huzurun Kapısındaki Nöbetçi
Baki Gezmiş
YAZARLAR
21 Ağustos 2026 Cuma

Huzurun Kapısındaki Nöbetçi

İnsan, ömrünün yarısını yanlış insanları tanımakla, öteki yarısını da onları hayatından çıkarmayı öğrenmekle geçiriyor.

Sonra buna tecrübe diyoruz.

Oysa huzurun büyük bir sırrı vardır: Kimi içeri alacağını bilmek kadar, kimi kapının dışında bırakacağını da bilmek!

Her insana gönlünüzde sandalye çekmeyin.

Bazıları oturmak için değil, yerleşmek için gelir.
Bazıları dostluk istemez; menfaatine açık bir kapı arar.
Bazıları sizi sevmez; sizden beklediklerini sever.

Beklentisini dostluk diye paketleyip önünüze koyan insanlardan sakının.

Bugün vaktinizi ister.
Yarın imkânınızı.
Öbür gün fedakârlığınızı…

Vermediğiniz ilk gün de bütün verdiklerinizi unutur.

Çünkü onun terazisinde sizin kıymetiniz, ona sağladığınız fayda kadardır.

Böyle bir terazide tartılmayı reddedin!

Bir de görgüsüzlük vardır.

Görgüsüzlük yalnızca hangi çatalın nerede kullanılacağını bilmemek değildir. Asıl görgüsüzlük; nerede susacağını, nerede duracağını, hangi kapının kendisine ait olmadığını bilmemektir.

Haddini bilmeyen insan, önce sınırınızı yoklar.

Bir karış müsaade ederseniz bir adım gelir.
Bir adım susarsanız odanıza girer.
Biraz daha susarsanız evin sahibi gibi konuşmaya başlar.

Sonra siz kendi hayatınızda misafir kalırsınız.

Huzur bazen affetmekte değil, mesafe koymaktadır.

Ve aldanmak…

İnsan bir kere aldanabilir.

Saflığından, sevgisinden, iyi niyetinden…

Fakat aynı insanın aynı oyununa ikinci defa düşüyorsa artık karşısındakinin karakterinden önce kendi ısrarını sorgulamalıdır.

Çünkü bazı insanlar özür diler fakat değişmez.

Sözlerini değiştirirler.
Mazeretlerini değiştirirler.
Yöntemlerini değiştirirler.

Ama menfaat karşısındaki karakterleri aynı yerde durur.

Bir insan sizi bir defa kandırmışsa ona karşı kin taşımak zorunda değilsiniz.

Fakat hafızanızı kaybetmek zorunda da değilsiniz!

Affetmek başka şeydir; yeniden anahtar teslim etmek başka…

İnsanları affedebilirsiniz.

Fakat aynı kapıyı aynı hırsıza iki defa açmayın.

Bir başka insan tipi daha vardır:

“Ben biliyorum!”

Ona anlatırsınız, dinlemez.

Tecrübenizi söylersiniz, küçümser.

Önündeki çukuru gösterirsiniz, size yol öğretmeye kalkar.

Böylelerinin elinden tutmak için kendinizi parçalamayın.

Bırakın yürüsün.

Bazı insanlar nasihatle değil, duvara çarparak öğrenir.

Sizin vazifeniz her düşmek isteyeni sırtınızda taşımak değildir.

Çünkü insanın en büyük israflarından biri, anlamak istemeyene kendisini anlatmaya çalışmasıdır.

Ömür kısa.

Kalbinizin odaları sınırlı.

Vaktiniz geri gelmiyor.

Öyleyse kapınızda bir nöbetçi bulunsun:

İzzetiniz!

Menfaat için geleni tanısın.

Haddini aşanı durdursun.

Bir kere aldatanı unutmasın.

Her şeyi bildiğini sananın peşinden koşmasın.

Ve siz de şunu öğrenin:

Herkesi kazanmak zorunda değilsiniz.

Herkese yetişmek zorunda değilsiniz.

Her yanlışı düzeltmek, her kibirliyi ikna etmek, her nanköre iyiliğinizi hatırlatmak zorunda hiç değilsiniz.

Bazen insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik, bazı insanlardan sessizce uzaklaşmaktır.

Ne kavga…

Ne hesaplaşma…

Ne intikam…

Sadece mesafe.

Çünkü huzur, dünyadaki bütün sesleri susturmak değildir.

Huzur, hangi sese kapınızı kapatacağınızı bilmektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi