MENÜ
Erzurum 23°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ErzurumTürk Medeniyetinin Zirvesidir
Baki Gezmiş
YAZARLAR
20 Haziran 2026 Cumartesi

ErzurumTürk Medeniyetinin Zirvesidir

Bazı şehirler vardır; yalnız taşla, toprakla, sokakla anlatılmaz. Onlar bir ruh taşırlar. Tarihin omuzlarında yükselir, medeniyetin hafızasında yaşarlar. İşte Erzurum böyledir.

Batılı seyyahların, tarihçilerin ve şairlerin satırlarında zaman zaman hayranlıkla anılan bu şehir, yalnızca doğunun sert iklimine yaslanan bir sınır kalesi değildir. Erzurum, Türk milletinin karakterini taşa işlediği büyük bir medeniyet mektebidir.

Cervantes, Don Kişot'ta Trabzon'u hayalleri süsleyen bir imparatorluk tacı olarak anlatırken aslında farkında olmadan Anadolu'nun doğusundaki medeniyet coğrafyasının büyüklüğünü de teslim etmiş oluyordu. Çünkü Trabzon'u ayakta tutan ruh neyse, Erzurum'u asırlar boyunca dimdik ayakta tutan ruh da aynı medeniyet ikliminden beslenmiştir.

Ne var ki Cervantes'in kaleminde bu medeniyetin sahibi Türk değil, karşısındaki "düşman" olarak yer alır.

İnebahtı'nı Hristiyanlığın zaferi diye anlatırken, Türk'ün denizlerde kurduğu büyük medeniyet iddiasını yıkmanın sevincini dile getirir. Osmanlı'nın kudretinden duyduğu korku satır aralarında açıkça hissedilir. Çünkü güçlü medeniyetler yalnız ordularıyla değil, rakiplerinin zihninde oluşturdukları saygıyla da büyüktür.

Bugün Don Kişot dünya klasiği olarak okunuyor.

Peki ya Erzurum?

Erzurum yalnız romanlarda geçen bir isim değildir.

Erzurum, 1048 Pasinler Zaferinden ve Malazgirt'ten sonra Anadolu'ya vurulan ilk mühürlerden biridir.

Saltuklu'nun ilim kapısıdır.

Yakutiye'nin taşında işlenen estetik anlayıştır.

Çifte Minareli Medrese'nin göğe yükselen duasıdır.

Ulu Cami'nin sessiz vakarındır.

Aziziye Tabyaları'nda toprağa düşen Nene Hatun'un cesaretidir.

Kongre binasında millet iradesinin yeniden doğuşudur.

İşte bunlar, roman kahramanlarının kurduğu hayaller değil; tarihin bizzat yaşadığı hakikatlerdir.

Büyük Türk mütefekkirlerinin yıllarca üzerinde durdukları "medeniyet şuuru" tam da burada başlar.

Bir milleti büyük yapan, kendi değerlerini başkalarının hayranlığından öğrenmesi değildir.

Asıl büyüklük, kendi cevherini önce kendisinin fark edebilmesidir.

Bugün Avrupa şehirlerini övgüyle anlatan nice insan, kendi şehirlerinin asırlık hikâyesini bilmiyor.

Erzurum'u yalnız cağ kebabından, Palandöken'den veya sert kışından ibaret sanıyor.

Oysa Erzurum, Anadolu'nun hafızasıdır.

Bu şehirde taş konuşur.

Kitabe konuşur.

Kubbe konuşur.

Minare konuşur.

Mezar taşı bile tarih anlatır.

Batılı yazarların Anadolu şehirlerine duyduğu hayranlık çoğu zaman bizim kendi şehirlerimize gösteremediğimiz ilgiden daha derindir.

Trabzon'u taç şehir olarak gören Cervantes, aslında Türk medeniyetinin cazibesini istemeden de olsa itiraf etmektedir.

Fakat Erzurum, böyle bir itirafa ihtiyaç duymayacak kadar büyük bir tarih taşır.

Çünkü bu şehir, başkasının hayali değil, kendi milletinin istiklal iradesidir.

Cumhuriyet'in temelleri burada güç bulmuş, Millî Mücadele'nin istikameti burada belirlenmiştir.

Kazım Karabekir'in karargâhı, Mustafa Kemal Paşa'nın millet iradesine seslendiği kongre, Alvarlı Efe'nin irfanı, İbrahim Hakkı Hazretleri'nin hikmeti aynı iklimin eseridir.

Bugün yapılması gereken şey, Cervantes'in Trabzon için kurduğu hayranlık cümlelerini tekrar etmek değildir.

Yapılması gereken; Erzurum'un taşıdığı medeniyet mirasını yeniden okuyabilmektir.

Çünkü şehirler yalnız nüfuslarıyla büyümez.

Şehirler, hafızalarıyla yaşar.

Hafızasını kaybeden şehirler önce kimliğini, sonra istikametini kaybeder.

Erzurum'un ihtiyacı yeni efsaneler üretmek değildir.

Erzurum'un ihtiyacı, kendi hakikatini yeniden keşfetmektir.

İşte o gün geldiğinde, ne Cervantes'in Trabzon'a duyduğu hayranlık konuşulacaktır ne de Batılı seyyahların satırları...

Konuşulacak olan, Türk medeniyetinin asırlardır bu topraklarda inşa ettiği büyük irfanın, yeniden kendi evlatları tarafından fark edilmiş olmasıdır.

Çünkü medeniyet, başkalarının sizi anlatmasıyla değil; sizin kendi hikâyenizi yeniden yazmanızla yaşar.

Ve Erzurum, yazılmayı bekleyen değil; yeniden okunmayı bekleyen büyük bir medeniyet kitabıdır.

Vesselam!

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi