Tortum Şelalesi’nin görkemini seyreden insan, tabiatın büyüklüğü karşısında hayranlık duyar. Ancak bu manzaranın çevresinde yaşayan insanların hayatı da aynı derecede önemlidir.
Turizm denildiğinde çoğu zaman akla yollar, tesisler ve ziyaretçi sayıları gelir. Oysa bir bölgenin gerçek turizm başarısı, orada yaşayan insanların hayatına kattığı değerle ölçülür.
Bir köy evinde sunulan kahvaltı, yörede üretilen bal, mahallî yemekler ve ziyaretçiye rehberlik eden bir genç, turizm ekonomisinin en canlı unsurlarıdır.
Tortum ve Uzundere’nin geleceğini düşünürken bu küçük görünen ekonomik ilişkilerin büyük etkisini hesaba katmalıyız.
Çünkü ziyaretçi harcamasının yerel ekonomide kalması, üreticinin yeni müşterilerle buluşması ve hizmet sektörünün gelişmesi demektir.
Üstelik turizmde sürdürülebilirlik, doğal mirasın korunmasıyla mümkündür. Plansız yapılaşmanın kısa vadeli getirileri, tabiatın uzun vadeli değerini zayıflatabilir.
Bu nedenle bölgenin turizm geleceği, mevcut köy hayatının zenginliklerini yaşatan bir anlayışla kurulmalıdır.
Tortum’un suları, Uzundere’nin vadileri ve yöre insanının misafirperverliği aynı hikâyenin parçalarıdır.
Bu hikâyeyi güçlü kılan, ziyaretçinin gördüğü manzara kadar karşılaştığı insan ve yaşadığı tecrübedir.
Turizmin gerçek başarısı, ziyaretçi ayrıldıktan sonra köyde kalan ekonomik berekette kendisini gösterir.