MENÜ
Erzurum 25°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
4 Şahit mi Yapay Zeka mı?
İslamhan Bulutlar
YAZARLAR
10 Ağustos 2026 Pazartesi

4 Şahit mi Yapay Zeka mı?

İnsan, eskiyi eskidiği için küçümsemeye başladığı gün, yeninin esiri olur.

Bir zamanlar zina isnadı için dört şahit arandı. Dört göz değil; dört insan… Gördüğünü söyleyecek, söylediğinin mesuliyetini taşıyacak dört insan. Öyle ağır bir ispat kapısı kurulmuştu ki, aslında yalnız suçun tespiti değil, insan şerefinin uluorta çiğnenmesi de engelleniyordu.

Sonra kamera geldi.

Modern insanın gözleri parladı:

— İşte hakikat!

Mercek gördüyse mesele bitmişti. Görüntü varsa şahit niye lazımdı? Teknoloji yalan söylemezdi. Pikselin hafızası insanın hafızasından sağlam, makinenin gözü insanın gözünden tarafsızdı.

Çağdaş dünyanın büyük yanılgılarından biri burada başladı: Vasıtayı hakikatin kendisi zannetmek.

Aradan zaman geçti.

Yapay zekâ geldi.

Şimdi olmayan insanları konuşturabiliyoruz. Söylenmemiş sözleri söyletiyor, yaşanmamış hadiselerin görüntülerini üretiyor, hiç bulunmadığımız odalarda bizi dolaştırabiliyoruz. Birkaç saniyelik görüntü, birkaç fotoğraf, biraz ses kaydı… Gerçeğin suretini yapmak için gerçeğe ihtiyaç giderek azalıyor.

Dün:

— Kameraya bak, hakikat orada!

diyen insan, bugün kameraya bakıp soruyor:

— Acaba gerçek mi?

İşte çağın trajikomik macerası!

İnsan, dört şahitten kurtulmak için makineye sığındı; makineden kurtulmak için yeniden şahide muhtaç hâle geldi.

Çünkü mesele hiçbir zaman yalnızca “görmek” değildi.

Mesele şahitlikti.

Şahitlik, gözün gördüğünden ibaret değildir. Şahit, gördüğünün arkasına kendi namusunu koyan insandır. “Ben gördüm” dediği anda yalnız karşısındakini değil, kendisini de hükmün içine sokar. Yalan söylüyorsa bunun ahlâkî ve hukukî bedelini üstlenir.

Kamera ise utanmaz.

Dosya mahcup olmaz.

Pikselin vicdanı yoktur.

Yapay zekânın ise yemin edeceği bir mukaddesatı bulunmaz.

Modern çağ, hakikati insandan kurtarıp cihaza teslim etmek istedi. Şimdi cihazın ürettiği hakikatten insanı nasıl koruyacağını düşünüyor.

Ne garip dönüş!

Belki de eski hukuk sistemlerinin bazı hükümlerini değerlendirirken yaptığımız en büyük hata, onları yalnız teknik kurallar olarak okumamızdı. Dört şahit meselesine sadece “delil toplama yöntemi” diye baktığımızda onun arkasındaki başka bir maksadı gözden kaçırıyoruz: İnsanın mahremiyetini, haysiyetini ve toplum içindeki itibarını bir iddianın insafına bırakmamak.

Çünkü bazı suçlamaların beraati bile insanı eski hâline döndürmez.

Bir insan hakkında ortaya atılan görüntü sahte çıkabilir; fakat o görüntünün bıraktığı leke yıllarca gerçek kalabilir.

Yapay zekâ çağının en büyük meselesi belki de budur:

Sahte delil, gerçek hüküm doğurabilir.

Deepfake denilen şey yalnız teknolojik bir oyuncak değildir. Hukukun kapısına bırakılmış saatli bir bombadır. Yarın bir siyasetçinin rüşvet aldığı, bir hâkimin pazarlık yaptığı, bir gazetecinin para aldığı yahut sıradan bir insanın işlemediği bir fiili işlediği kusursuz görüntülerle “ispatlanabilir”.

O zaman ne diyeceğiz?

“Görüntü var!”

Yetmeyecek.

“Ses kaydı var!”

Yetmeyecek.

“Fotoğraf var!”

O da yetmeyecek.

Çünkü artık görüntünün varlığı, olayın varlığı demek değildir.

Teknoloji ilerledikçe insanın hakikate ulaşması kolaylaşacak sanıyorduk. Meğer teknoloji ilerledikçe hakikatin taklidini yapmak kolaylaşıyormuş.

Ve insanlık, koşarak uzaklaştığı bazı eski kapıların önüne başka bir yoldan yeniden geliyor.

Mütekaddimîn orada duruyor.

Asırlardır.

Elinde kamera yok.

Sunucusu yok.

Algoritması yok.

Fakat insana dair bildiği çok eski bir hakikat var:

İddia kolaydır.

İspat ağır olmalıdır.

Çünkü hüküm vereceğiniz şey bir dosya değil, insandır.

İşte mütekaddimîne sırtını yaslamanın dayanılmaz dinginliği biraz da burada…

Her yeni icatta eskiyi çöpe atmak zorunda değilsiniz.

Bazen dünya dönüp dolaşır ve büyük bir gürültüyle, küçümsediği ihtiyatın kapısına yeniden gelir.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi