MENÜ
Erzurum 10°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Bir Medeniyetin Asıl Sermayesi
İzzet Fehmi Aksakal
YAZARLAR
5 Haziran 2026 Cuma

Bir Medeniyetin Asıl Sermayesi

Milletleri ayakta tutan yalnızca ordular değildir.

Yalnızca fabrikalar, yollar, köprüler de değildir.

Tarihe baktığımızda büyük devletlerin yükselişinde olduğu kadar çöküşünde de ortak bir hakikat görürüz:

Ahlâkını kaybeden toplumlar, eninde sonunda istikametlerini de kaybetmişlerdir.

Çünkü medeniyet dediğimiz şey sadece taş ve topraktan ibaret değildir.

Medeniyet, insanın ruhunda kurduğu nizamdır.

Vicdanında taşıdığı ölçüdür.

Hak ile bâtılı, doğru ile yanlışı birbirinden ayırabilme kabiliyetidir.

Bir toplumda doğruluk küçümsenmeye, dürüstlük safdillik sayılmaya başladığında tehlike çanları çalıyor demektir.

Hukukun yerini menfaat,

Adaletin yerini güç,

Erdemin yerini çıkar hesapları aldığında ise toplumsal çözülme başlar.

İbn Haldun, devletlerin ömrünü incelerken yalnız ekonomik sebeplere değil, ahlâkî çözülmelere de dikkat çekmiştir.

Çünkü çürüme önce kalpte başlar.

Sonra kurumlara sirayet eder.

Ardından bütün toplumu kuşatır.

Bugün de insanlığın karşı karşıya bulunduğu meselelerden biri budur.

Teknoloji ilerliyor.

Bilgi artıyor.

İmkânlar çoğalıyor.

Fakat aynı hızla ahlâk, merhamet ve adalet duygusu gelişmiyorsa ortaya büyük bir boşluk çıkıyor.

Bu boşluk zamanla güvensizliğe dönüşüyor.

Güvenin kaybolduğu yerde ise ne huzur kalıyor ne de toplumsal dayanışma.

Yunus Emre'nin asırlar önce söylediği sözler bugün de kulağımızda yankılanıyor:

"Mal sahibi, mülk sahibi; hani bunun ilk sahibi?"

Bu soru sadece bireye değil, toplumlara da yöneltilmiş bir muhasebe çağrısıdır.

Çünkü servet kalıcı değildir.

Makam kalıcı değildir.

Güç kalıcı değildir.

Kalıcı olan, geride bırakılan ahlâkî mirastır.

Bu sebeple çocuklara bırakılacak en büyük servet dürüstlüktür.

Gençlere kazandırılacak en büyük meziyet karakterdir.

Topluma verilecek en büyük emanet ise adalet duygusudur.

Ahlâk yalnız dinî bir mesele değil, aynı zamanda bir medeniyet meselesidir.

Toplumları birbirine bağlayan görünmez harçtır.

Komşuluğu mümkün kılan,

Ticareti güvenilir kılan,

Devleti güçlü kılan,

Aileyi ayakta tutan esas kuvvettir.

Tarih boyunca büyük medeniyetler, yalnız askerî veya ekonomik üstünlükleriyle değil, ortaya koydukları ahlâk anlayışıyla da insanlığa örnek olmuşlardır.

Bizim medeniyet tasavvurumuz da insanı merkeze alan, hakkı gözeten ve adaleti esas alan bir anlayış üzerine kurulmuştur.

Bu yüzden geleceği inşa etmek isteyen toplumlar önce insanını inşa etmek zorundadır.

Kalpleri ihmal ederek şehirler kurmak mümkündür.

Fakat o şehirlerde huzur kurmak mümkün değildir.

Kanunlar yapmak mümkündür.

Fakat vicdanı olmayan bir toplumda adaleti yaşatmak zordur.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey daha çok bina değil, daha sağlam karakterlerdir.

Daha büyük makamlar değil, daha büyük sorumluluk duygusudur.

Daha fazla söz değil, daha fazla örnekliktir.

Çünkü bir milletin gerçek yükselişi ekonomik göstergelerde değil, ahlâkî seviyesinde gizlidir.

Ahlâk yükselirse toplum yükselir.

Adalet güçlenirse devlet güçlenir.

Vicdan diri kalırsa medeniyet yaşar.

Ve ancak o zaman gelecek nesillere sadece bir ülke değil, aynı zamanda sağlam bir medeniyet mirası bırakılmış olur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi