Erzurum kolay şehir değildir.
Öyle AVM ışıklarıyla heyecanlanan…
İngilizce tabela görünce kendini Paris’te sanan şehir hiç değildir.
Dadaşlık…
Bir karakter meselesidir.
Erzurum’da insanlar önce adamın duruşuna bakar.
Sonra sözüne.
Sonra niyetine.
Şimdi güzel bir iş yapılıyor.
Erzurumspor ürünleri için mağazalar açılıyor.
Doğru iş.
Hatta geç bile kalınmış iş.
Çünkü Erzurumspor sadece futbol kulübü değildir.
Bu şehrin ortak hafızasıdır.
Kışın ayazıdır.
Tribündeki duasıdır.
Memlekete duyulan sadakattir.
Ama işte…
Tam burada insanın içine takılan bir şey oluyor.
İsim…
“STORE”
Bak şimdi…
Dadaş buna niye takılıyor biliyor musunuz?
Çünkü Erzurum kendi kelimesine yabancı şehir değildir.
Bu şehirde “dükkan” denir.
“Mağaza” denir.
Esnaf denir.
Ahilik denir.
Koskoca Erzurumspor’a yakışan isim olmalı...
“Erzurumspor Mağazası” desen?
“Erzurumspor Dükkanı” desen?
Daha samimi olur.
Daha bizden olur.
Daha Erzurum olur.
Mesele İngilizce düşmanlığı değil.
Mesele şu:
Kendi değerine ne kadar sahip çıkıyorsun?
Çünkü insan önce kendi dilini korur.
Sonra formasını.
Sonra şehrini.
Bugün herkes yabancı isim koyunca marka olduğunu sanıyor.
Hayır.
Marka olmak…
Kendi kimliğini koruyabilmektir.
Erzurum’un gücü de zaten burada.
Bu şehir milli değerleri el üstünde tutan şehirlerden biri.
O yüzden Dadaşlar diyor ki:
“Bu mağaza bizimse…
İsmi de bizim olsun.”