Hınıs-Muş yolunda bir araç takla attı.
Haberlere göre iki kadın olay yerinde hayatını kaybetti. Ağır yaralanan iki yaşındaki Yusuf Ali ise kaldırıldığı hastanede yaşam savaşını kaybetti.
Bir bebek…
Henüz hayatın başında.
Daha öğreneceği kelimeler, göreceği bayramlar, tutacağı eller vardı.
Şimdi geriye gözyaşı kaldı.
Her trafik kazası haberinde aynı cümleleri okuyoruz:
“Sürücü kontrolü kaybetti.”
Peki o kontrol nasıl kaybediliyor?
Bir anlık dalgınlık mı?
Bir saniyelik dikkatsizlik mi?
Bir telefon ekranına çevrilen bakış mı?
Biraz hız, biraz yorgunluk, biraz ihmal mi?
Trafikte ölüm çoğu zaman kader diye açıklanıyor. Oysa birçok kaza kaderden çok ihmalle ilgilidir.
Direksiyon başına geçtiğimiz an sadece kendi hayatımızdan sorumlu olmuyoruz. Yanımızda oturanların, karşı şeritten gelenlerin, evine dönmeye çalışan insanların hayatı da bize emanet ediliyor.
Bir anlık hata…
Ama sonuç yıllarca süren acı.
Bir fren mesafesi kadar dikkat, bazen bir ömrü kurtarabiliyor.
Bir hız sınırı tabelasına uymak, bir çocuğun yarınını kurtarabiliyor.
Bir telefon görüşmesini ertelemek, bir ailenin dağılmasını önleyebiliyor.
Bugün Hınıs-Muş yolunda yaşanan acı olay bize bir kez daha hatırlatıyor:
Trafikte dikkatin alternatifi yoktur.
Hiçbir iş, hiçbir telefon, hiçbir acele, insan hayatından daha değerli değildir.
Bu vesileyle hayatını kaybeden Halide M.‘ye, Netice İ.‘ye ve minik Yusuf Ali’ye Allah’tan rahmet diliyorum.
Yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum.
Yolların matemle değil, güvenle anıldığı bir ülke olabilmek dileğiyle…
Direksiyon başındaki herkes şunu unutmamalıdır:
Trafikte varılacak en önemli yer, sağ salim eve dönmektir.