Diplomaside bazen bir imza, bir tümenin hareketinden daha fazla şey anlatır.
Washington'da atılan son imza da öyle görünüyor.
ABD Başkanı Trump, Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın görev alanını genişletti. Irak dosyasını da önüne koydu.
Kâğıt üzerinde sıradan bir görevlendirme.
Ama Ortadoğu'da hiçbir görevlendirme yalnızca görevlendirme değildir.
Çünkü bölge uzun zamandır sınırlarla değil, koridorlarla konuşuluyor.
Petrol koridorları.
Enerji koridorları.
Ticaret koridorları.
Nüfuz koridorları.
Haritalar değişmiyor gibi görünüyor.
Ama haritaların içindeki dengeler sürekli yer değiştiriyor.
Son yıllarda Gazze'den Lübnan'a, Suriye'den İran'a kadar uzanan geniş bir hatta büyük hesaplar yapıldı.
Bazıları sonuç verdi.
Bazıları beklenen neticeyi üretmedi.
Özellikle İran meselesinde ortaya çıkan tablo, bölgedeki planları yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kıldı.
Şimdi dikkatler başka bir noktaya çevriliyor.
Irak.
Çünkü Irak yalnızca Irak değildir.
Körfez'e açılan kapıdır.
İran'a komşudur.
Suriye'nin devamıdır.
Türkiye'nin güvenlik gündeminin ayrılmaz parçasıdır.
Bu yüzden Bağdat'ta yaşanan her gelişme Ankara'yı da ilgilendirir.
Asıl soru şu:
Yeni dönemde bölgenin merkezine hangi ülke oturtulacak?
Hangi hat güçlenecek?
Hangi denge değişecek?
Bunların cevabı henüz net değil.
Fakat net olan bir şey var.
Ortadoğu'da yeni bir sayfa açılmaya çalışılıyor.
Türkiye'nin önündeki görev ise heyecana kapılmadan gelişmeleri okumaktır.
Çünkü bu coğrafyada acele karar verenler çoğu zaman başkalarının planında figüran olur.
Kendi hesabını yapanlar ise oyunun yönünü belirler.
Mesele tam olarak budur.