MENÜ
Erzurum -13°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Abdullah Yılmaz Hocaefendi...
Çelebi Dadaş
YAZARLAR
10 Ekim 2006 Salı

Abdullah Yılmaz Hocaefendi...

Günün gözde tabiriyle bir kanaat önderini; hayatı, davranış kalıpları, yaşama üslubu ve eserleriyle örnek bir insanı tanıtıyoruz bugün.

Narmanlı camisinin merhum imam hatiplerinden Abdullah Yılmaz Hocaefendi'yi..

Etrafında binlerin oluşturduğu hale içinde, ahkam kesen biri değildi O..

Ama yüz binlerin, bir o kadar Erzurumlunun yüreğinde yer edinen müstesna bir ilim ve din adamıydı.

Narmanlı Camisinin imamlığını yürüttü yıllarca.

O sadece namaz kıldıran, vaaz veren alışılmış imam hatip çerçevesi dışında bir şahsiyetti.

Gününün neredeyse tamamına yakınını insanlarla ünsiyetle geçirir, tasavvufta halvet der encümen" ilkesini de onlarla yaşardı.

İnanları cehennemle korkutmak yerine, cennetteki mükafatların dereceleriyle düşündürür ve hayra koşmakta yarıştırırdı.

O bir gönül adamıydı.

Narmanlı camisinden yankılanan sevgi , şefkat yüklü sesi, hiçbir iletişim aracı olmadan gönülden gönüle yayılırdı.

O herkesin hocasıydı..

Yüreği daralan, sıkıntılar içinde bocalayan insanlar, onun sohbetlerinde ferahlığı bulur, hayata yeniden ama ilkeli biçimde yeniden bağlanma fırsatını elde ederlerdi adeta.

O aynı zamanda mükemmel bir Erzurumlu, dadaşlık sıfatını layıkıyla temsil eden "Çelebi Dadaşlardan"dı.

Bir vakitler Erzurum'da Abdullah Hocaefendi'yi şöyle nakletmiştik:"Ticarette, Türkiye çapında tebarüz eden atılımlara sahip müteşebbis yokluğunu yıllardır hissediyoruz.Evliya şehri olmakla mümeyyiz Erzurum, halkı aydınlatacak, gönüllerini ışıklandıracak ilim ve gönül adamı çıkarmakta da zorlanıyor haylidir.

Müftü Solakzade, Sakıp Danışman, Ömer Nasuhi Bilmen, Taşkesenli Sırrı Efendi gibi 20 yüzyılda ülke çapında şöhret bulmuş gönül erbaplarına yenilerini ilave etmekte güçlük çekiyoruz.

Kalanlara da yeterince sahip çıkmıyor, aramızdan ayrılışlarında çaresiz kalıyoruz çoğu kez. Mehmet Nuri Yılmaz, Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, Fetullah Gülen Hocaefendi, Abdulgafur Has Hocaefendi ve yine Eski Narmanlı Camisi İmam Hatibi Veli Hocaefendiden başka, nasihatlerine muhtaç olduklarımız ne kadar da azaldı.Kaybettiklerimiz kervanına katılan Abdullah Hocaefendiyi de bu duygularla uğurladık ahirete.O da Mevlana'nın vuslat bulduğu aleme göçtü, biz kendimizle kalakaldık yapyalnız.

Tebrizkapı'daki tarihi Narmanlı Camisi de nur yüzlü, gönlü sevgiyle dolu, beyni ilme mekanlık eden hocasını kaybetti yıllar önce, bizim gibi.Çocukluğumda tanımıştım O'nu. Bir yaz tatilinde babam elimden tutarak, Abdullah Hoca'dan kuran öğrenmeye götürmüştü beni. Eti benim, kemiği senin demişti babam.

O, hayır cevabını vererek, kuran öğrettiği diğer çocukları göstermiş, "benim gönlüm onların, benim ilmim onların" diyerek, uyarmıştı babamı. O, elinde falaka, kafasında fesle çocukların öcü gibi gördüğü hocalardan değildi. Yüzünde hiç eksilmeyen gülümsemesi, çocuklara baba şefkatiyle yaklaşması ve bizimle teker teker ilgilenmesiyle daha ilk gün ve daha ilk dersimizde gönlümün en mutena yerine yerleşmişti Abdullah Hocam.

Sevgili arkadaşım Vecdi'nin dayısı olduğunu yıllar sonra öğrenmiş ve biraz daha bağlanmıştım hocaefendiye.

O'nun gönül sızıntılarından bir şeyler kapabilmek ve yüreğinde yer edebilmek en büyük emelimiz olmuştu o yıllarda. O'nun yüzünden hoca kaçkını olmadık hiçbirimiz. Bugün sevdiklerimizi O'nda sevmiştik..

Aydındı kelimenin manasıyla, şimdi ışığımızı kaybetmenin acısını yaşıyoruz gözyaşlarımıza sığınarak."

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2022 Erzurum Gazetesi