MENÜ
Erzurum 22°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Tortum'a rakip çıktı
Guncel
12 Kasım 2011 Cumartesi 06:23

Tortum'a rakip çıktı

Atatürk Üniversitesinden bir grup öğretim üyesi tarafından yapılan saha çalışması sırasında Tortum Şelalesi'nden sonra ilin en büyük ikinci çağlayanı Şenkaya ilçesinde tespit edildi. Yrd. Doç. Dr. Cemal Sevindi, yaptığı açıklamada, Şenkaya ilçesine bağlı Kaynak köyünün 2 kilometre güneyinde Erzurum'un ikinci en büyük çağlayanını tespit ettiklerini söyledi.
ERZURUM
Atatürk Üniversitesinden bir grup öğretim üyesi tarafından yapılan saha çalışması sırasında Tortum Şelalesi'nden sonra ilin en büyük ikinci çağlayanı Şenkaya ilçesinde tespit edildi.
 Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cemal Sevindi, yaptığı açıklamada, kendisinin başkanlığında Yrd. Doç. Dr. Günay Kaya ve araştırma görevlileri Aydın Bekar, Salih Kaygusuz ve Alper Aykaç'tan oluşan ekip tarafından 17-18 Eylül 2011 tarihilerinde yürütülen saha çalışmalarında, Şenkaya ilçesine bağlı Kaynak köyünün 2 kilometre güneyinde Erzurum'un ikinci en büyük çağlayanını tespit ettiklerini söyledi.
 ŞİRVAZ ŞELALESİ
Yerel olarak tanınan ancak literatüre henüz girmemiş çağlayanın yörede Şirvaz Şelalesi adıyla bilindiğini kaydeden Sevindi, şunları kaydetti:"Yapılan ölçümlere göre 37 metre yüksekliğine sahip Şirvaz Çağlayanı, Tortum Şelalesi'nden sonra Erzurum ilinde su düşüşü bulunan ikinci en yüksek eğim kırığıdır. Bardız Çayı havzası dahilinde, Boğaz Dere Vadisinde yer alan Çağlayan 2 bin 268-2 bin 305 metre yükseltileri arasında yer almaktadır. Yapılan tespitlere göre Çağlayan özellikle haziran ayında en muhteşem görünümünü kazanmaktadır. Saha çalışmalarımızda böyle bir çağlayanla karşılaşmak bizi sevindirdi."
 KAYAÜSTÜ TASVİRLER
Yrd. Doç. Dr. Sevindi, bölgede kendilerini şaşırtan diğer bir şeyin ise çağlayanın yakın çevresinde bulunan kayaüstü tasvirleri olduğunu ifade etti.
 Çağlayanın yakın çevresinde yapılan incelemelerde, benzer örneklerinin Milattan Önce 3 ve 5. yüzyıla tarihlendirilen kayaüstü tasvirleri ile karşılaştıklarını bildiren Sevindi, sözlerini şöyle sürdürdü:
 "Kazıma-vurgu tekniğiyle çizilen kayaüstü resimlerde, av hayvanları ve av sahneleri tasvir edilmiştir. Biz hemen bu tasvirlerin fotoğraflarını çektik. Tarih bölümünde görevli öğretim üyesi arkadaşlarımıza gösterdik. Orada oluşturulacak bir heyet bölgede gerekli bilimsel incelemeyi yapacak. Temennimiz bölgenin tarihi dokusunun zarar görmeden korunma altına alınmasıdır."
 Sevindi, çağlayanın yer aldığı vadide ayrıca 48 kelebek türü, 69 kuş türü, Alpin-Subalpin ve İran-Turan flora unsuru 86 bitki türü tespit ettiklerini söyledi.
 Sahadaki Doğal Ve Kültürel Zenginlik
Sevindi, Bardız Çayı havzasında sürdürülen dar alanlı çalışmalarda, sahadaki doğal ve kültürel zenginliklerin tahmin edilenin üzerinde olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi.
 Mevsim şartları dikkate alındığında sadece 2 gün süren saha çalışmalarından elde edilen kayıtların son derece şaşırtıcı olduğuna değinen Sevindi, şunları kaydetti:"Örneğin nadir kelebek türlerinden apollo, Akdeniz hanımeli kelebeği, çokgözlü mavi, harem güzelesmeri, Mezopotamya çokgözlüsü bu alanda rahatlıkla izlenebilmektedir. Ayrıca sahada küçük kerkenez, kaya kartalı gibi özel kuş türleri de Yaygın olarak gözlenmiştir. Yine bu alanda yabani erik, elma, armut türlerinin yanı sıra rosa pimpinellifolia, rosa pulverulenta ve rosa iberica gibi kuşburnu türleri bir arada izlenmiştir."
 Cemal Sevindi, "Beşeri faaliyetlerin olumsuz etkilerinden nispeten korunmuş olan sahada, tespit edilen biyoçeşitlilik ve kültürel zenginlikler Erzurum için oldukça önemlidir. Sahanın turizm potansiyelinin detaylı olarak belirlenmesi ve haritalanması amacıyla 2012 yılında yeni bir çalışma başlatılmasına karar verilmiştir" diye konuştu. MUHARREM AKSAKALLI/AA/ERZURUM
 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Bardızlı
 25 Kasım 2011 Cuma 18:04
Serkan YIlmaz bey, bu şelale, o yörenin evladı olan, atatürk üniversitesi Ziraat Fakültesi eski öğretim üyelerinden Prof. dr. ali Kemal Solak tarafından sizinde bildiğiniz üzere 1990'lı yıllarda gündeme getirilmişti.Dahası o yörenin su ürünleri varlığı da resimlenerek gündeme taşınmıştı. ancak bu haberde onun da adını görmedik. Kaldıki her yıl soğanlı ve Allahü ekber dağlarındaki şehitleri anmaya giden öğretim üyelerinin bu şelaleyi dile getirmemiş olmalarıda ilgi çekicidir. ancak bence bunu gündeme getirmeseydiler keşke, o yörenin otantik varlığı doğal zenginliği HESlerle kirlenebilir.
 serkan yılmaz
 25 Kasım 2011 Cuma 16:30
literatüre geçmediği vurgulanan çağlayan dedikleri şirvaz şelalesini 2006 yılında benim tezimde çalışılarak literatüre geçirilmiştir.Lütfen biraz hassas çalışma yapalım.Saygılarımla...
 İhsan BULUT
 13 Kasım 2011 Pazar 08:29
Çok güzel tebrikler arkadaşlar. Coğrafya ve gerçekler odaların dışında..
 kerem fetih
 12 Kasım 2011 Cumartesi 20:06
sene 2011..bu zamana kadar üniversite neredeydi..adam utanır yahu..yeni gezegenlerin keşfedildği dunyada yarım asırlık universitenin keşfine bak..komik olmayın..
Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi