MENÜ
Erzurum -3°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Erdoğan: Türkiye artık eski Türkiye değildir
Türkiye
10 Mart 2026 Salı 00:34

Erdoğan: Türkiye artık eski Türkiye değildir

Erdoğan, ‘Türkiye emin ve ehil kadroların riyasetinde hamdolsun güvendedir. Özellikle yabancı basında son günlerde koro hâlinde, senkronize şekilde yürütülen kampanyalar Allah'ın izniyle Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. ' dedi

Erdoğan, ‘Türkiye emin ve ehil kadroların riyasetinde hamdolsun güvendedir. Özellikle yabancı basında son günlerde koro hâlinde, senkronize şekilde yürütülen kampanyalar Allah'ın izniyle Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir. ‘ dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Hükûmet olarak 28 Şubat'tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz hâlindeyiz. Devletimizin tüm kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Hedefimiz, öncelikle ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. Türkiye'nin güvenliğini, 86 milyonun huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bölgemizin içinden geçtiği sıkıntılı günlerde ülkemiz için kritik önemi haiz konuları istişare ettiğimiz bir Kabine Toplantımızı daha tamamladık. Toplantımızda özellikle İran krizi ve bölgemizdeki yansımalarını ele aldık. Ekonomiden ticarete, savunmadan sınır güvenliğine, turizmden tarıma ve enerjiye uzanan bir yelpazede bu krizin olası etkilerini değerlendirdik. Çatışmaların uzaması, yayılması ya da Allah korusun kontrolden çıkması dâhil muhtemel senaryoları çok boyutlu bir şekilde analiz ettik.

“HEDEFİMİZ, ÖNCELİKLE ÜLKEMİZİ BU YANGINDAN UZAKTA TUTMAKTIR”

Şunu bir defa konuşmamın hemen başında açık açık söylemek isterim: Hükûmet olarak 28 Şubat’tan beri tüm birimlerimizle teyakkuz hâlindeyiz. Devletimizin tüm kurumlarını seferber etmiş durumdayız. Kriz yönetiminde deneyim sahibi kadrolarımızla bütün gelişmeleri anbean takip ediyor, hiçbir ihtimali göz ardı etmiyoruz. Tedbiri ve temkini bir an olsun elden bırakmıyoruz. Hedefimiz, öncelikle ülkemizi bu yangından uzakta tutmaktır. Türkiye'nin güvenliğini, 86 milyonun huzurunu temin etmek bu süreçte en büyük hassasiyetimizdir. Tek bir insanımızın dahi kılına zarar gelmesini istemiyoruz. Bölgemizin istikrarsızlığa sürüklenmesi amacıyla ateşe benzin dökenlere rağmen biz ateşe su taşıyor, yangını daha fazla büyümeden kontrol altına almanın ve mümkünse söndürmenin samimi mücadelesini veriyoruz.

“PEK ÇOK ÜLKE TÜRKİYE'NİN İZLEDİĞİ DENGELİ VE DİPLOMASİYİ ÖNCELEYEN POLİTİKASINDAN ÖVGÜYLE BAHSEDİYOR”

Tüm bu mücadelenin ortasında ana muhalefetin başındaki zatın kimsenin önemsemediği, kendi seçmeni dâhil artık kimsenin umursamadığı söylemlerini ise ibretle takip ediyoruz. Etrafımızın ateş çemberiyle kuşatıldığı, füzelerin gökyüzünde uçuştuğu, en küçük bir hatanın büyük sorunlara yol açabileceği böyle bir dönemde hâlen polemik peşinde koşan, bize sataşarak prim kazanma hesabı yapan bu şahsı ben bir kez daha aziz milletime, ferasetine havale ediyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, Türkiye'nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da olsa bu mantık örgüsü ve söylem düzeyiyle muhatap olmak bizlere gerçekten ağır geliyor. Fakat öyle şeyler söylüyor, öyle asılsız ithamlarda bulunuyor ki milletimize saygımız gereği bazen cevap vermek zorunda kalıyoruz.

Bir defa şunun herkes tarafından görüldüğüne inanıyorum: Ana muhalefetin ne yazık ki elle tutulur bir dış politika vizyonu yok. Diplomasi birikimi, kriz yönetim tecrübesi deseniz zaten yok. Peki, bunun yerine ne var? Dış politika bahsinde sadece kalıplaşmış cümleleri var. Orta Doğu ve İslam dünyasıyla ilgili ön yargıları var. Bilinçaltında gizledikleri kompleksleri var. Bugün de dış politikada ortaya bir vizyon koyamıyor, Türkiye'nin çıkarlarını merkeze alan sağlıklı bir dış politika çizgisi geliştiremiyorlar.

Bunların dış politikası yalnızca eleştiri ve karalama üzerine kurulu. Bakınız bu bakış açısı tehlikeli olduğu kadar hastalıklı bir yaklaşımdır. İnanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Avrupa'dan Asya'ya pek çok ülke Türkiye'nin izlediği dengeli, mutedil ve diplomasiyi önceleyen politikasından övgüyle bahsediyor. Milletimiz bize oy versin veya vermesin Kabinemizin nasıl ince bir siyaset izlediğini anlıyor ve bunun için bizlere dua ediyor. Fakat ana muhalefetin başındaki zat çıkıyor, gün aşırı yaptığı açıklamalarla Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini içler acısı bir durumda olmakla suçluyor. Açık söylüyorum, böyle sorumsuzluk, böyle şuursuzluk olamaz.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ HER ALANDA GÜÇLÜDÜR”

Şunu ülkemize kem gözle bakanlar dâhil herkesin çok iyi bilmesini isterim: Ne devletimiz ne de hükûmetimiz asla ve asla bir acziyet içinde değildir. Türkiye Cumhuriyeti diplomasi, savunma ve istihbarat başta olmak üzere her alanda güçlüdür, muktedirdir. Her türlü saldırıyı püskürtecek, bekasına uzanan kirli elleri kıracak kapasiteye ve kudrete hamdolsun sahiptir. Ortada durumu içler acısı hâlde olan tek bir kişi ve yapı vardır, o da Türkiye'nin ana muhalefet partisi olmayı bir türlü beceremeyen bu şahıs ve yoldaşlarıdır. ‘Biz iktidarda değilsek sorumlu hareket etmek zorunda değiliz’ tavrı yanlış olduğu kadar, son derece bencilce bir tutumdur.

Açıkçası daha düne kadar ‘balıklar ürküyor’ bahanesiyle füze testlerimizi eleştiren bir ufuksuzluktan bugün başka türlü davranmasını beklemiyoruz. Daha düne kadar 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran, Batılı ülkelere ‘Sizin çıkarlarınızı en iyi biz koruruz’ diyerek selam çakan bir kifayetsizlikten başka türlü hareket etmesini beklemiyoruz.

Ancak yine de 86 milyonun emanetini taşıyan bir Cumhurbaşkanı olarak tüm kötü sicillerine rağmen onlara bugün şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kendi siyasi ikbalini, mensubu olduğu milletin istikbalinin önünde tutanlar ne bizim ne de milletimizin nezdinde asla itibar göremezler. Gün abuk sabuk söylemlerle siyasette yelkenleri şişirme, polemik yapma, ona buna sataşma günü değildir. Gün sorumluluk bilinciyle hareket etme, en azından bölgemiz bu tehlikeyi atlatana kadar biraz daha sağduyulu davranma günüdür.

“KRİZİN EKONOMİK ETKİLERİNİ ASGARİ DÜZEYDE TUTMAK İÇİN GEREKLİ TEDBİRLERİ ALIYORUZ”

Gelin siyasi fırsatçılığı bir yana bırakın, selden kütük kapma hesabını terk edin, bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin. Hükûmetimizin Türkiye'yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına madem destek olmuyorsunuz, en azından köstek olmayın. Şu gerçeği de bir kez daha kendisine hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye, tıpkı beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi, 13,5 yıl boyunca devam eden Suriye ihtilafında olduğu gibi, İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırım ve katliamlarında olduğu gibi İran krizinde de hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır, çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yanadır.

İlk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içindeyiz. Daha fazla büyümeden krize bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüşmemiz oldu. Dışişleri Bakanımız aynı şekilde 50'nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı. Millî Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve diğer arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas hâlindeler. Başta Hazine ve Maliye, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ulaştırma ve Altyapı, Tarım ve Orman olmak üzere bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor. Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.

Şimdi burada 28 Şubat'tan beri tedbirler kapsamında neler yaptığımızı kısaca hatırlatmak istiyorum. Bölgemizde yaşanan çatışmalar enerji ve emtia fırsatlarından ticarete, turizmden tedarik zincirlerine birçok başlıkta belirsizlikler oluşturuyor. Hiç şüphesiz bu tür kaotik durumlar hazırlıksız yakalanan ekonomiler için birer tehdit, hazırlıklı olanlar için ise yönetilebilir süreçlerdir.

“EŞEL MOBİL SİSTEMİNİ GEÇİCİ OLARAK DEVREYE ALDIK”

Biz hamdolsun ikinci kategoride, yani belirsizliği yönetebilme kabiliyetine sahip ülkeler arasında yer alıyoruz. Geçmişte pek çok küresel krizden ve bölgesel gerilimden yara alarak değil, güçlenerek çıkmış bir ülkeyiz. Ekonomi yönetimimiz bu anlamda ciddi bir deneyime sahiptir. Dış şoklara karşı direncimiz eskiye nazaran bugün çok daha güçlü. Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar dolar civarında. Finansal sistemimiz sağlam sermaye yapısı ve güçlü likiditesiyle her türlü riski absorbe edebilecek kapasitededir.

Proaktif bir yaklaşımla attığımız adımlar sayesinde piyasalarımız sağlıklı bir şekilde işlemeye devam ediyor. 28 Şubat'tan bu yana Merkez Bankamız Türk Lirası ve döviz likiditesini etkin biçimde yönetmek üzere gerekli tedbirleri aldı. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul, piyasaların güvenli işleyişini güvence altına alacak düzenlemeleri süratle hayata geçirdi. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki ani yükselişlere rağmen dezenflasyonun sürmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Vatandaşlarımızı enerji fiyatlarındaki olası artışlardan korumak amacıyla Eşel mobil sistemini geçici olarak devreye aldık.

Enerji arz güvenliğinde yaptığımız yatırımlar, imzaladığımız anlaşmalar ve aldığımız önlemler sayesinde herhangi bir riskle karşı karşıya değiliz. Yurt içi ham petrol üretimimizi 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 26 artışla 48 milyon varile ulaştırdık. Aynı dönemde kaynak çeşitliliğimizi artırmak adına 15 farklı ülkeden petrol tedarik ettik.

Hâlihazırda günlük net ithalatın 90 günlük kısmına tekabül eden miktarda ulusal petrol stoku olarak depolama tesislerimizde muhafaza ediliyor. BOTAŞ, geçtiğimiz dönemde aynı şekilde uluslararası enerji şirketleri ile çok sayıda doğal gaz ve LNG anlaşması imzaladı. Muhtemel arz kesintilerine karşı enerji terminallerimiz ve doğal gaz depolama tesislerimizin mukavemet kabiliyetini ciddi oranda güçlendirdik. Yükselen talep trafiğine rağmen kullanıcıların akaryakıta erişiminde de herhangi bir aksamaya mahal vermiyoruz. Yani enerji boyutunda hamdolsun her şey kontrolümüz altında.

“ÜLKEMİZDE TARIMSAL ÜRETİM VE GIDA ARZ GÜVENLİĞİ KONUSUNDA BİR SORUN YAŞANMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

Tarımda gübre ve gübre ham madde tedariklerini zaten yapmıştık. Üreticilerimizin ihtiyaç duyacağı gübre stoklarımız yeterli seviyededir. Alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temin edilmesi amacıyla yüzde 6,5 olan gümrük vergisini sıfıra indirdik. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesi için gerekli tedbirleri aldık. Ülkemizde tarımsal üretim ve gıda arz güvenliği konusunda Allah'ın izniyle bir sorun yaşanmayacağını düşünüyoruz. Ticaretimizin olumsuz etkilenmemesi için de gerekeni yapıyoruz. Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk gibi usulsüz uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla denetimlerimizi yoğunlaştırdık.

İran sınırındaki üç gümrük kapımızda herhangi bir sorun ya da yoğunluk bulunmuyor. Savaştan etkilenen 15 ülkedeki ticari ve ekonomik faaliyetler, ticaret müşavirliklerimiz ve ateşelerimiz tarafından dikkatlice takip ediliyor. İş insanlarımızın sağlık ve güvenlik durumlarında herhangi bir olumsuzluk şimdilik söz konusu değildir.

Burada geleceğe dair umutlarımızı artıran bir haberi de paylaşmak isterim. Avrupa Birliği Komisyonu, yayımladığı son taslakla Avrupa Birliği menşei şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye'de üretilen ürünleri de kapsaması gerektiğini belirtti. Bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyoruz. Aynı yapıcı yaklaşımın müteakip aşamalarda da sürdürülmesini temenni ediyoruz

28 Şubat'tan beri savunma ve güvenlik tedbirlerimizin tahkimi noktasında da ihtiyaç duyulan tüm adımları atıyoruz. F-16'larımız, havadan erken ihbar ve tanker uçaklarımızla muhtemel tehditlere karşı hava sahamızı 7/24 gözlemliyoruz. Hava savunma harekât merkezlerimizin tamamı aynı esaslarla faaliyete geçmiş durumda. Kara, deniz ve hava kuvvetleri unsurlarımızla hudut güvenliğimizi her türlü hava ve arazi şartlarında yaklaşık 60 bin personelle sağlıyoruz.

“TÜRKİYE'NİN YERİ DE TAVRI DA BELLİDİR”

4 Mart'ta İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra ülkemize yöneldiği tespit edilen füze NATO tarafından etkisiz hâle getirildi. Akabinde İran makamlarına gerekli ikazlar yapıldı. Ancak burada şu hususun altını çizerek ifade etmek durumundayım. Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak, bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemelidir. Türkiye'nin yeri de tavrı da bellidir. Ateşin daha fazla yayılmaması, daha fazla kan dökülmemesi için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Bugünkü hadise bağlamında yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eş güdüm içinde takip edecek, güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri almayı sürdüreceğiz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin savunmasının arttırılmasına yönelik 6 adet F-16 savaş uçağımızı ve hava savunma sistemlerini adaya konuşlandırdık. ‘İki devlet, tek millet’ şiarıyla hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki kardeş ülkelerle de dayanışma hâlindeyiz. Aynı şekilde bölgedeki terör unsurlarının faaliyetlerini de anbean izliyoruz.

“KİMSE YANLIŞ HESAP YAPMAMALI”

Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak, bölgemizin huzuruna ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun en güçlü şekilde karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı, Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir. Irak Kürt bölgesindeki kardeşlerimizin yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine yürekten inanıyoruz

Muhalefetin sık sık istismar ettiği bir başka konu, malum hudut güvenliği. Şu an için sınır hattımızda herhangi bir sorun ya da hareketlilik yok. Sınır hattında, hudut kapılarında ve ilgili illerimizde önleyici tedbirlerimizi artırdık. Kurumlar arası iş bölümünü netleştirdik. İhtiyaç hâlinde devreye alınacak uygulama planlarını, koordinasyon merkezlerimizi ve müdahale mekanizmalarını hazır tutuyoruz.

“TÜRKİYE EMİN VE EHİL KADROLARIN RİYASETİNDE HAMDOLSUN GÜVENDEDİR”

Çatışmaların başlamasıyla birlikte sivil havacılık ve denizcilik sektöründeki tedbirlerimizi de süratle aldık. Çatışma öncesi dönemde İran seferlerini azaltarak uçuşları gündüz saatlerine çekmiştik. 28 Şubat’tan sonra ise İran, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye hava sahaları kapandığı için bu ülkelere seferleri durdurduk. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için alternatif planlamalar yaptık ve seferleri Riyad, Cidde, Medine ve bilhassa Muscat üzerinden sürdürdük. Bölgede Türk bayraklı gemimiz olmamakla birlikte sahibi Türk olan 15 gemiyi ve görev yapan 174 Türk denizcimizi yakından izliyoruz. Kara yolu tarafında ise taşımacılara olası saldırı risklerine karşı alternatif güzergâh olarak Gürcistan, Azerbaycan ve Kazakistan güzergâhlarını kullanmalarını önerdik ve ilgili ülkelerle koordinasyonu sağladık. Hava sahası ve havalimanlarında oluşabilecek muhtemel değişiklikler ilgili birimlerimiz tarafından yakından takip ediliyor.

Türkiye emin ve ehil kadroların riyasetinde hamdolsun güvendedir. Özellikle yabancı basında son günlerde koro hâlinde, senkronize şekilde yürütülen kampanyalar Allah'ın izniyle Türkiye'ye hiçbir zarar veremez. Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır. Malum çevreler tarafından körüklenen kampanyalara rağmen, biz Türkiye Yüzyılı rotamızda emin adımlarla yürüyoruz ve yürüyeceğiz. Karanlık mahfillerde yazılan kanlı senaryoların hiçbiri işe yaramayacak. Dili dualı bu millete tuzak kuranların hevesleri yine kursaklarında kalacak. Bugüne kadar her yolu denediler. Tüm maşalarını üzerimize saldılar ama başaramadılar. İnşallah bundan sonra da başaramayacaklar. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun diyor, Kabine Toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi