MENÜ
Erzurum 31°
Erzurum Gazetesi
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Aydemir: Sakarya milletin kaderini değiştiren büyük iradedir
Türkiye
23 Ağustos 2026 Pazar 15:50

Aydemir: Sakarya milletin kaderini değiştiren büyük iradedir

TPGYB Bşk. Aydemir, Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105’inci yılında, 22 gün 22 gece süren mücadelenin Türkiye’nin geleceğini belirleyen tarihî eşik olduğunu vurguladı.

Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105’inci yıl dönümünde Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, şehitleri ve Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını şükranla andı.

23 Ağustos 1921’de başlayan ve 13 Eylül’e kadar devam eden Sakarya Meydan Muharebesi’nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde askerî olduğu kadar siyasi ve toplumsal bir dönüm noktası oluşturduğunu belirten Aydemir, savaşın sonucunun Anadolu’nun geleceğine ilişkin hesapları kökten değiştirdiğini kaydetti.

Aydemir, Sakarya’yı tarih içindeki uzun dönemli yerine oturturken, “13 Eylül 1683 günü Viyana’da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya’da durdurulmuştur” değerlendirmesini hatırlattı.

Bu tarihî karşılaştırmanın Sakarya’nın taşıdığı anlamı güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Aydemir, “Sakarya’da kazanılan, bir meydan muharebesinin sınırlarını aşan tarihî bir sonuçtur. Yüzyıllardır devam eden geri çekilme psikolojisi kırılmış, Anadolu’nun geleceğini Türk milletinin kendi iradesiyle belirleyeceği yeni bir dönem açılmıştır” dedi.

100 KİLOMETRELİK CEPHEDE 22 GÜN 22 GECE

Sakarya Meydan Muharebesi, Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin ardından Türk ordusunun Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildiği son derece kritik bir dönemde başladı. Yunan ordusunun hedefinde Türk ordusunun direncini kırmak ve Ankara yönünde ilerlemek vardı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, savaş öncesindeki olağanüstü şartlarda 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık yetkisini verdi. Ardından ordunun ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla Tekâlif-i Milliye Emirleri yayımlandı. Anadolu’nun sınırlı kaynakları, yaklaşan büyük mücadele için seferber edildi.

23 Ağustos sabahı başlayan ana muharebeler yaklaşık 100 kilometrelik geniş bir cepheye yayıldı. Savaş alanının derinliği bazı bölgelerde 20-25 kilometreyi buldu.

Mangal Dağı, Duatepe, Çaldağı, Kartaltepe ve çevresindeki hâkim noktalar günler boyunca son derece şiddetli çarpışmalara sahne oldu. Bazı mevziler kısa aralıklarla el değiştirdi. Savaşın geniş bir alana yayılması, klasik bir savunma hattı anlayışını da değiştirdi.

Aydemir, bu tablonun Sakarya’nın hangi şartlarda kazanıldığını göstermesi bakımından önemli olduğunu belirterek, “Bugünün imkânlarıyla 1921’in şartlarını değerlendirmek kolaydır. Oysa karşımızda insan gücünden cephaneye, ulaşımdan haberleşmeye kadar çok ağır yetersizliklerle mücadele eden bir Anadolu vardı. Buna rağmen millet, elindeki imkânı bağımsızlığı için seferber etti. Sakarya’nın büyüklüğü biraz da burada yatıyor” değerlendirmesinde bulundu.

SAVUNMA ANLAYIŞINI DEĞİŞTİREN KARAR

Muharebenin en kritik döneminde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın savunmayı belirli bir çizgiye hapsetmeyen ve vatanın tamamını mücadele alanı kabul eden stratejisi savaşın seyrinde belirleyici oldu.

Birlikler, bulundukları mevzilerden çekilmek zorunda kaldıklarında ilk tutunabilecekleri yerde yeniden savunma düzeni kurarak mücadeleyi sürdürdü. Böylece Yunan ordusunun Türk savunmasını tek bir noktadan yararak kesin sonuca ulaşması engellendi.

Aydemir, bu stratejinin askerî tarih açısından taşıdığı önem kadar arkasındaki devlet ve millet anlayışının da görülmesi gerektiğini belirtti.

“Burada vatanın savunulması belirli bir mevziye bağlanmıyor. Mücadele iradesi coğrafyanın tamamına yayılıyor. Sakarya’nın bugüne ulaşan mesajlarından biri budur. Vatan, üzerinde yaşayan milletin ortak sorumluluk alanıdır. Şartlar ağırlaşabilir, imkânlar azalabilir; fakat bağımsız yaşama kararlılığı ayakta kaldığında mücadele yeniden kurulabilir” ifadelerini kullandı.

SAVAŞIN YÖNÜ SAKARYA’DA DÖNDÜ

Günler süren çarpışmalar Yunan kuvvetlerinin taarruz gücünü aşındırırken Türk ordusu savunma direncini korudu. Eylül ayının ilk günlerinden itibaren savaşın dengesi değişmeye başladı.

Türk birliklerinin karşı harekâtıyla daha önce kaybedilen hâkim noktalar geri alınırken, 10 Eylül’de başlayan genel karşı taarruz sırasında Duatepe’nin geri alınması önemli bir gelişme oldu.

12-13 Eylül gecesi Yunan kuvvetleri Sakarya Nehri’nin doğusundan tamamen çekildi. 13 Eylül 1921’de 22 gün 22 gece devam eden meydan muharebesi Türk ordusunun zaferiyle sona erdi.

Aydemir, “Sakarya’dan önce temel mesele Ankara’ya yönelen büyük tehdidin durdurulmasıydı. Sakarya’dan sonra ise tarih başka bir soruyu gündeme getirdi: İşgal altındaki vatan toprakları nasıl kurtarılacaktı? İşte stratejik değişimin büyüklüğü burada görülüyor. Savunmadan kurtuluşa uzanacak yolun psikolojik ve askerî zemini Sakarya’da güç kazandı” diye konuştu.

Savaşın ağır bedellerinden biri komuta kademesinde yaşandı. Çok sayıda subayın şehit olması ve yaralanması nedeniyle Sakarya, Türk askerî tarihinde “Subay Muharebesi” olarak da anıldı.

Cephedeki mücadele yalnızca kara birlikleriyle sınırlı kalmadı. Türk hava gücü, son derece kısıtlı imkânlarla keşif faaliyetleri yürüttü. Muharebeye iki uçakla katılan hava unsurları, 18 gün içinde yaklaşık 40 sorti gerçekleştirerek Yunan birliklerinin hareketleri, takviyeleri ve geri çekilme yönleri konusunda cephe komutanlığına bilgi sağladı.

Aydemir, bu ayrıntının Sakarya’daki insan gücünün ve organizasyon kabiliyetinin anlaşılması bakımından dikkat çekici olduğunu ifade etti.

“İki uçakla yürütülen hava keşiflerinden, Anadolu insanının cepheye ulaştırdığı malzemeye kadar her ayrıntının arkasında büyük bir gayret var. Sakarya’nın tarihi, elde olmayanların mazeret yapılması yerine elde bulunanların en doğru şekilde kullanılmasının tarihidir” dedi.

ZAFER CEPHENİN ÖTESİNE TAŞTI

Sakarya Zaferi, Türk ordusunun stratejik inisiyatifi ele geçirmesinde önemli bir aşama oluştururken Ankara’nın siyasi konumunu da güçlendirdi.

Zaferden altı gün sonra, 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verildi.

Takip eden dönemde yaşanan diplomatik gelişmeler de Ankara Hükûmetinin uluslararası konumundaki değişimi gösterdi. 13 Ekim’de Kars Antlaşması, 20 Ekim’de ise Fransa ile Ankara Antlaşması imzalandı.

Sakarya’nın ardından Yunan ordusu Eskişehir-Afyon hattında savunmaya çekilirken Türk ordusu yaklaşık bir yıl sonra gerçekleştirilecek Büyük Taarruz için hazırlık dönemine girdi.

Aydemir, Sakarya ile Büyük Taarruz arasındaki bu dönemin tarihî sabrın da örneği olduğunu söyledi:

“Zafer kazanıldıktan sonra duyguyla hareket edilmedi. Ordu hazırlandı, eksikler giderildi, şartların olgunlaşması beklendi. Sakarya bize irade kadar hazırlığın, cesaret kadar aklın, fedakârlık kadar disiplinin önemini gösteriyor. Büyük milletlerin tarihinde zaferler tesadüflerle oluşmaz; ortak hedef, doğru karar ve sabırla hazırlanır.”

“SAKARYA BİR MİLLET HAFIZASIDIR”

Aydemir, Sakarya Meydan Muharebesi’nin yeni nesillere yalnızca savaşın kronolojisi üzerinden anlatılmasının tarihî mirasın kapsamını daraltacağını belirtti.

Sakarya’nın arkasında cephede savaşan asker kadar, ordunun ihtiyaçları için elindekini paylaşan Anadolu insanının bulunduğunu kaydeden Aydemir, Millî Mücadele’nin başarısında millet ile cephe arasındaki bağın belirleyici olduğunu ifade etti.

“Bir ülkenin en ağır döneminde insanları aynı hedef etrafında buluşturan şey ortak gelecek inancıdır. Sakarya’da Anadolu, geleceğinin başkaları tarafından belirlenmesini kabul etmeyeceğini ortaya koymuştur. Bu yüzden Sakarya bir millet hafızasıdır. Bugünkü kuşaklara düşen görev de o hafızayı hamasetle sınırlamadan anlamak; bağımsızlığın hangi bedellerle korunduğunu bilmektir” değerlendirmesinde bulundu.

Aydemir, Sakarya Meydan Muharebesi’nin yıl dönümü dolayısıyla mesajını şu ifadelerle tamamladı:

“23 Ağustos 1921’de başlayıp 13 Eylül’de zaferle sonuçlanan Sakarya Meydan Muharebesi’nin 105’inci yıl dönümünde Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, cephede görev yapan bütün komutanlarımızı, aziz şehitlerimizi, gazilerimizi ve Millî Mücadele’nin isimsiz kahramanlarını sonsuz şükran duygularımla anıyorum. Onların emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü yarınlara taşımak, tarihimize göstereceğimiz en anlamlı vefadır.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Erzurum Gazetesi